10 Aralık 2012 Pazartesi

Et Sote



Eskiden hiç et yemezdim,hatta yemeğin içinde et varsa bu yemek et kokuyor et tadı var diye huysuzluk yapıp yıllarca anneme neler çektirdim.Et niyetine sadece köfte yerdim.Hamileliğimde ise sağlıklı beslenmem gerekiyor diye ufak ufak et yemeğe başladım.Hala çok seçiyorum ve az yiyorum ama en azından evde et pişmeye başladı.Yok yağlı olmayacak,sert olmayacak,kokmayacak(kuzu eti) gibi şartlarım hala var tabii huysuzluğa devam :) Oğluş allahtan seviyor et yiyor,annesi gibi sorun çıkarmıyor.İlerde değişirmi bilemem ama şimdi o et yesin diye bende et yemekleri öğrenmeye ve yapmaya çalışıyorum.Bu yemek hazırlanması çok kolay, yanında pilav ile benim gibi et yemeği çok sevmeyen biri bile karın doyurabiliyor.


Malzemeler:

Dana parça et
2 domates
3 yeşil biber
1 soğan
2 diş sarımsak
Zeytinyağ

Hazırlanışı:
Zeytinyağ koyduğumuz bit tavada etler suyunu salıp çekene kadar pişiriyoruz.Sonra piyazlık doğranmış soğan,dilimlenmiş biber ve sarımsakları ekleyip kavuruyoruz.En sonda küp küp doğranmış domatesleri, tuz ve karabiberi ilave edip kısık ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun.

6 Aralık 2012 Perşembe

Yine Yeniden İş

Bir ekim itibari ile yeniden iş hayatına geri döndüm.İki ay hızla geçti bile.Sanırım mert bu duruma benden daha hızlı adapte oldu.Evde geçirdiğim bir buçuk yılın sonunda hem çalışma hayatına geri dönmek hemde merti bırakmak bana inanılmaz zor geldi.Hatta bir kaç günü kendime zehir ettim uykusu,yemeği şu bu nasıl olacak diye herşeyi kendime dert edindim.Şimdi sıra ile bir hafta annane bir hafta babaanne bakıyor oğluşuma.Korktuğum gibi ne uykusunda nede yemeğinde sıkıntı yaşamadık.Dediğim gibi mert benden daha kolay bu yeni duruma alıştı.Sabahları bırakırken hiç ağlamadı hatta bize el salladı.Tabi büyükler aman ağlamasın diye her istediğini yaptıklarından biraz huy değişikliği mevcut ağlayarak her istediğini yaptırabilmeyi öğrenmiş durumda.Ama her ikisinide çok seviyor iki büyüklede farklı bir iletişimi var mertimin.Zaten genel olarak uysal bir çocuk kendi kendine vakit geçirebiliyor çoğu zaman.Ama sürekli yanında istiyor birilerini.Odadan yanından ayrıldığım anda anne buraya del diye beni çağırıyor :)Akşamları onu almaya gittiğimizde hadi eve gidelim deyince omaz diyor önce ama sonra hemen ayakkabılarını giymeye çalışıyor.Zaten bu ara deli gibi herşeye hayır diyor.Bana gelince bütün gün napıyor,uyudumu,yemek yedimi diye düşünmekle ve onu bol bol özlemekle geçiyor :)

14 Mart 2012 Çarşamba

Mert'im iki yaşında


Canım oğlum benim iyi ki varsın iyi ki iki yıldır hayatımdasın.Güne senin güler yüzünle başlamak dünyanın en güzel şeyi.Huzurlu,mutlu,sağlıklı,güzel yılları beraber geçirmemiz dileğiyle yeni yaşın kutlu olsun benim en değerli varlığım,Seni çok seviyorum....

20 Şubat 2012 Pazartesi

Patlıcan Soslu Makarna


Efenim sizde benim gibi bir makarna sever iseniz bu tarifi mutlaka denemelisiniz.Mutfakta çok fazla vaktinizi almadan harika bir yemek hazırlıyabilirsiniz.Resme baktıkça canım çekiyor bir an önce tarifi verip uzaklaşayım ben buralardan.bu iştah kabartan makarnanın tarifi aşağıda herkese kolay gelsin...


Malzemeler;
1/2 paket makarna
1 patlıcan
3 mantar
1 domates+3 yemek kaşığı domates suyu
1 yeşil biber
1 diş sarımsak
Üzeri için rendelenmiş kaşar


Yapılışı;
Makarnayı bol su koyduğumuz bir tencerede tuz ilave ederek haşlıyoruz.Sosunu hazırlamak için patlıcanları soyup küp küp doğruyoruz,biberleri halka şeklinde doğruyoruz.Sıvıyağ koyduğumuz tavada patlıcan,biber ve sarımsağı kavuruyoruz.Doğranmış mantarları bu karışıma ilave ederek biraz daha kavuruyoruz.Doğranmış domatesleri ve domates suyunu ilave ederek kısık ateşte beş dakika kadar pişiriyoruz.Karabiber ve tuzunu ayarladıktan sonra haşlamış ve süzmüş olduğumuz makarna ile sosu karıştırıyoruz.Tabağa aldıktan sonra üzerine rendelenmiş kaşar serpip servis ediyoruz.


Afiyet olsun...

30 Ocak 2012 Pazartesi

Ben döndüm....

Çok uzun zaman olmuş buraya bir şeyler yazmayalı.En son mertin doğumunu paylaşmışım o günden bu güne iki koca yıl geçti.Mart ayında benim canım oğlum iki yaşını dolduruyor.İnanamıyorum bazen zaman ne kadar hızlı geçiyor.Neler yaşadık ve daha neler yaşayacağız kimbilir...Bu geçen sürede işten ayrıldım ve zamanımın tamamını mert ile geçiriyorum.Neredeyse bunca süredir bir yada iki kere onsuz çıkmışımdır.Herşeyi beraber yapıyoruz çarşıya,pazara,parka,gezmeye heryere beraber gidiyoruz.Zaten kendisi oldukça anneye düşkün bir bebek.Bebek demiyelim artık kendisi bir çocuk dimi ama :)
Aslında çok güzel yemekler denedim hep aklımdada burada paylaşmak ama bir türlü insan vakit ayıramıyor ev işi,yemek,çocuk derken kendime bile vakit ayıramıyorum çoğu zaman.Annelik; insanı çok yaratıcı yapan birşeymiş.Yemek yerken,oyun oynarken,ağlama krizleri yaşarken dikkatini dağıtmak için hep yaratıcı olmak gerekiyor.Yemediği şeyleri yedirmenin bir yolunu bulmaya çalışmakta çok önemli bir nokta tabii.İşallah bol bol zamanım olurda çocuklar için yapılabilecek yemekleride burada paylaşabilirim.Hem bellimi olur ikincisi olursa benim yine ihtiyacım olacak bu tariflere.
Daha sık görüşmek dileği ile...

blog yaşım :)

Daisypath Anniversary Years Ticker